Ronda’ya, sabah Sevilla’dan başlayan uzun bir yolculuğun ardından ulaştık. Gün boyunca farklı duraklara uğradığımız rotamızın en çok merak ettiğimiz noktalarından biri Ronda’ydı. Marbella’dan ayrıldıktan sonra yaklaşık 1–1,5 saat süren, dağların arasından kıvrılarak yükselen oldukça virajlı bir yolun ardından şehre vardık.

Málaga iline bağlı Ronda’yı bu kadar özel kılan şey konumu. Şehir, Guadalevín Nehri’nin oluşturduğu ve yer yer 100 metreyi aşan El Tajo Kanyonu’nun iki yakasına kurulmuş. Kanyonun üzerinde yükselen Puente Nuevo, Ronda’nın eski ve yeni bölümlerini birbirine bağlarken aynı zamanda şehrin simgesi haline gelmiş.

Ronda’da geçireceğimiz öğleden sonrayı ve akşamı şehri yürüyerek keşfetmeye ayırdık. Rotamızın merkezinde elbette Puente Nuevo var; ancak Ronda bundan ibaret değil. İspanya’nın en eski boğa güreşi arenalarından Plaza de Toros’u, Guadalevín Vadisi’ne açılan seyir noktalarını ve köprünün diğer tarafındaki La Ciudad’ın tarihi sokaklarını gezecek, günün sonunda ise Ronda’nın gece nasıl bir atmosfere büründüğünü göreceğiz. Hazırsanız başlayalım.

🏨 Ronda’da Nerede Kaldık?

Ronda’da sadece bir gece kalıp ertesi sabah erkenden Málaga’ya doğru yola çıkacağımız için konaklama konusunda önceliğimiz hem uygun fiyatlı hem de aracımızı güvenle park edebileceğimiz bir otel bulmaktı. Bu kriterlere uyan Hotel Arunda II’de karar kıldık.

IMG 8531 adpjbk

Odaları iki kişilik olan otelden iki oda tuttuk. Otel, Ronda’nın merkezine yaklaşık 10 dakikalık yürüme mesafesinde ve hemen önünde oldukça büyük bir otopark bulunuyor. Otopark ücretinin de makul olması, kiralık araçla geldiğimiz için bizim açımızdan önemli bir avantajdı.

Ronda’ya vardığımızda aracımızı buraya bırakıp otele giriş yaptık. Zaten otelde fazla vakit geçirme gibi bir planımız yoktu; eşyalarımızı bırakır bırakmaz kendimizi tekrar dışarı attık ve yürüyerek Ronda’nın merkezine doğru yola çıktık.


🌉 Puente Nuevo

Otelimizden çıktıktan sonra Ronda’nın merkezine doğru yürümeye başladık. Dar sokakların arasından ilerleyip Puente Nuevo’ya ulaştık. Fotoğraflarda defalarca görmüş olsak da köprüyü ve hemen altındaki El Tajo Kanyonu’nu karşımızda görmek çok daha etkileyiciydi. Kanyonun derinliğini ve köprünün büyüklüğünü fotoğraflardan anlamak gerçekten zor. Uzun sre bakakaldık desek yeridir.

IMG 8573 jtl9wp

Ronda’nın simgesi olan Puente Nuevo’nun yapımına 1759 yılında başlanmış ve köprü 1793 yılında tamamlanmış. Yaklaşık 100 metre derinliğindeki El Tajo Kanyonu’nun iki yakasını birbirine bağlayan köprü, aynı zamanda Ronda’nın eski şehir bölgesi La Ciudad ile daha yeni bölgesi El Mercadillo arasındaki bağlantıyı sağlıyor. Adının “Yeni Köprü” olması biraz garip gelebilir ancak şehirde Puente Viejo ve Puente Árabe olarak bilinen çok daha eski iki köprü daha bulunuyor.

Köprünün üzerine çıktığımızda ise iki farklı yöne açılan, birbirinden tamamen farklı iki manzarayla karşılaşıyoruz. Bir tarafta göz alabildiğine uzanan geniş bir vadi; tarlalar, ormanlar, küçük köyler ve aralarında kıvrılarak ilerleyen Guadalevín Nehri… Üzerimizdeki bulutlar da bu geniş manzaranın bir parçası gibi.

IMG 8559 ji3ydp

Tam ters yöne döndüğümüzde bu kez karşımızda Ronda’nın içlerine doğru uzanan derin ve dar El Tajo Kanyonu var. Bir tarafta açık ve uçsuz bucaksız bir vadi, diğer tarafta iki yamacın arasına sıkışmış derin bir yarık… Puente Nuevo’nun tam üzerinde durduğunuzda Ronda’nın nasıl bir coğrafyanın üzerine kurulduğunu çok daha iyi anlıyorsunuz.

IMG 8578 cwloru

Kanyonun içinde süzülen kuşlar ve aşağıdan gelen Guadalevín Nehri’nin sesi de manzaraya eşlik ediyor. Ronda’yı fotoğraflarda defalarca görmüş olabilirsiniz ama buradaki yüksekliği, kanyonun derinliğini ve çevrenizde uzanan manzarayı bir bütün olarak ancak Puente Nuevo’nun üzerinde durduğunuzda gerçekten anlayabiliyorsunuz.


🏛️ Plaza de Toros de Ronda

Puente Nuevo’dan ayrıldıktan sonra birkaç dakikalık yürüyüşle Plaza de Toros de Ronda’ya ulaşıyoruz. 1785 yılında açılan arena, İspanya’nın en eski boğa güreşi arenalarından biri ve modern İspanyol boğa güreşi geleneğinin gelişiminde önemli bir yere sahipmiş.

Biz arenaya vardığımızda kapanış saatine çok az kalmıştı. Görevli içeri girmeden önce gezmek için yalnızca 20 dakikamız olduğunu söyledi. Süre kısa olsa da girmeye karar verdik ve iyi ki de girmişiz.

İçeri girdiğimizde önce taş tribünlerin çevrelediği geniş kumlu arena karşımıza çıkıyor. Tribünlerin altındaki geçitleri ve boğaların arenaya çıktığı kapıları gördükten sonra kumların üzerine çıkıp arenanın tam ortasına kadar yürüyebiliyorsunuz.

Boğa güreşi günümüzde oldukça tartışmalı bir gelenek olsa da Plaza de Toros, Ronda’nın ve İspanya’nın tarihinin bir parçası. Bizim sadece 20 dakikamız olduğu için hızlı bir tur yapmak zorunda kaldık ancak arena, Puente Nuevo’ya bu kadar yakınken Ronda rotasına eklenebilecek duraklardan biri.


🌄 Mirador de Ronda

Plaza de Toros’tan çıktıktan sonra bu kez sadece birkaç dakikalık yürüme mesafesindeki Mirador de Ronda’ya geçiyoruz. Puente Nuevo’da gördüğümüz derin ve dar El Tajo Kanyonu’nun aksine burada manzara tamamen açık ve önümüzde Guadalevín Vadisi uzanıyor.

Seyir noktasından baktığımızda aşağıdaki küçük yerleşimleri, zeytinlikleri, tarlaları ve vadi boyunca kıvrılarak ilerleyen yolları görebiliyoruz. Aslında Puente Nuevo’nun üzerinden baktığımız geniş vadinin bu kez biraz daha farklı bir açıdan karşısındayız.

Mirador de Ronda’nın en güzel tarafı ise merkezin hemen yanında olmasına rağmen manzaranın önünde neredeyse hiçbir engel bulunmaması. Uçurumun kenarındaki korkuluklara kadar ilerlediğinizde Ronda’nın ne kadar yüksek bir noktaya kurulduğunu burada bir kez daha fark ediyorsunuz.


🏘️ La Ciudad: Ronda’nın Eski Şehri

Mirador de Ronda’dan ayrıldıktan sonra tekrar Puente Nuevo’ya dönüyor ve köprünün karşı tarafındaki La Ciudad bölgesine geçiyoruz. Burası Ronda’nın en eski yerleşim bölgesi ve köprünün diğer tarafındaki daha hareketli El Mercadillo’dan farklı bir görünüme sahip.

La Ciudad’ın bugünkü sokak dokusunda Ronda’nın uzun tarihinin izlerini görmek mümkün. Özellikle şehrin Müslümanların yönetiminde kaldığı dönem, bu bölgenin gelişiminde önemli bir yere sahip. Dar sokaklar, beyaz cepheli evler, ahşap kapılar ve ferforje detaylar arasında yürüdükçe Ronda’nın Puente Nuevo’dan ibaret olmadığını da görmeye başlıyoruz.

Sokakları takip ederek Plaza Duquesa de Parcent’e ulaşıyoruz. Ağaçlarla çevrili meydanın ortasında küçük bir çeşme, çevresinde tarihi yapılar ve dinlenebileceğiniz banklar bulunuyor.

IMG 8674 kmjksk

Meydanın en dikkat çekici yapısı ise Iglesia de Santa María la Mayor. Caminin bulunduğu alan üzerine inşa edilen kilise, Ronda’nın Müslüman yönetiminden Hristiyan yönetimine geçişinin izlerini taşıyan yapılardan biri. Biz içeri girmeden meydanı ve çevresindeki sokakları gezmekle yetindik.

La Ciudad’da belirli bir noktadan diğerine yetişmeye çalışmak yerine sokakların arasında dolaşmak daha keyifli. Zaten bölge çok büyük değil; kısa süre içerisinde Puente Nuevo’ya tekrar ulaşabiliyorsunuz.


🌙 Ronda’da Akşam ve Gece

La Ciudad’ı gezerken güneş de yavaş yavaş batmaya başladı. Hava karardığında tekrar Puente Nuevo’ya döndüğümüzde birkaç saat önce gördüğümüz manzara tamamen değişmişti. Gündüz bütün derinliğiyle gördüğümüz El Tajo Kanyonu artık karanlığın içinde kaybolmuş, aydınlatılan Puente Nuevo ise çok daha belirgin hale gelmişti.

IMG 8693 bcbpgo

Bu nedenle Ronda’da bir gece kalacaksanız Puente Nuevo’yu hava karardıktan sonra bir kez daha görmenizi öneririm. Aynı noktada birkaç saat arayla oldukça farklı iki manzarayla karşılaşıyorsunuz.

Köprüden ayrıldıktan sonra akşam yürüyüşümüzü Ronda’nın merkezindeki Carrera Espinel’de sürdürdük. Araç trafiğine kapalı olan bu uzun cadde boyunca mağazalar, hediyelik eşya dükkânları, kafeler ve restoranlar sıralanıyor. Kısa bir not buradaki mağazalar oldukça erken kapanıyor ona göre yemek planınızı yapın.

Biraz mağazaları dolaşıp çocuklar için birkaç küçük hatıra aldıktan sonra akşam yemeğimizi yedik. Sabah Sevilla’dan başlayan uzun günümüzü de böylece Ronda’nın sokaklarında tamamladık. Ertesi sabah erkenden Málaga’ya doğru yola çıkacağımız için yemeğin ardından otelimize dönüp günü noktaladık.


🏔️ Ronda’ya Veda

Ronda çok büyük bir şehir değil. Puente Nuevo, Plaza de Toros, Mirador de Ronda ve La Ciudad gibi başlıca noktaların tamamı birbirine yürüme mesafesinde. Bu nedenle bizim yaptığımız gibi öğleden sonra gelip akşama kadar yaklaşık yarım günlük bir süre ayırmak, şehrin önemli yerlerini görmek için yeterli.

Ronda’ya ulaşmak için özellikle Marbella tarafından geliyorsanız virajlı dağ yollarında biraz zaman geçirmeniz gerekiyor. Ancak Puente Nuevo’nun üzerinde durup bir tarafta El Tajo Kanyonu’na, diğer tarafta kilometrelerce uzanan vadiye baktığınızda bu yolun karşılığını fazlasıyla aldığınızı düşünüyorsunuz.

İspanya’da çok güzel şehirler, meydanlar ve tarihi yapılar görebilirsiniz ama Ronda’nın coğrafyası gerçekten başka. Bir şehrin tam ortasında böylesine derin bir kanyonun ve iki yakasını birbirine bağlayan devasa bir taş köprünün bulunması, burayı unutması zor yerlerden biri haline getiriyor.

Bizim için Ronda, bu yolculukta en çok merak ettiğimiz duraklardan biriydi ve gördükten sonra neden bu kadar ünlü olduğunu çok daha iyi anladık. Yolunuz Endülüs’ün güneyine düşerse biraz yolunuzu uzatmanız gerekse bile Ronda’yı rotanıza ekleyin. Bence herkesin hayatında en az bir kez görmesi gereken manzaralardan biri burada.

Ertesi sabah yolumuza Malaga’ya doğru devam ettik.

🧭 Keşfetmeye Devam Et

→ Malaga: Tarihin Akdeniz’le Buluştuğu Şehir — Ronda’dan sonra rotamızı çevirdiğimiz Malaga’da tarihi merkezden Alcazaba’ya, Malagueta sahilinden limana kadar gezdiğimiz yerleri ve şehirdeki rotamızı keşfedin.

→ Endülüs Gezi Rotası ve Seyahat Planı — Ronda’nın da yer aldığı Endülüs yolculuğumuzun tamamını, şehirler arasındaki rotamızı, konaklama planımızı ve yol boyunca yaşadığımız deneyimleri adım adım keşfedin.