Madrid’e geldiğimizde, bir Avrupa başkentine geldiğimizi daha ilk saatlerden fark ettik. Geniş bulvarları, büyük meydanları, anıtsal yapıları ve gece geç saatlere kadar hareketli kalan sokaklarıyla daha önce gezdiğimiz İspanyol şehirlerinden farklı bir ölçekteydi.

Madrid’in bu farklı havasında yüzyıllardır İspanyol monarşisinin merkezi olmasının da büyük payı var. Özellikle Kraliyet Sarayı ve çevresinde şehrin bu tarafı çok daha belirgin hissediliyor. Ancak Madrid yalnızca saraylar ve tarihi yapılardan ibaret değil; birkaç saat içinde büyük sanat müzelerinden parklara, kalabalık alışveriş caddelerinden daha yerel mahallelere geçebiliyorsunuz.

Bizim Madrid için iki günümüz vardı. Bu sürede Retiro Parkı’nı, Kraliyet Sarayı’nı, Prado ve Reina Sofía müzelerini gezdik; Gran Vía’yı gece gördük, farklı mahallelere uğradık ve elbette Madrid’de ne yenir sorusunun peşine de düştük. İki gün Madrid için uzun bir süre değil ama iyi planlandığında şehrin birbirinden oldukça farklı taraflarını görmek için yeterli oldu.

Hazırsanız, Madrid’deki ilk günümüze başlayalım.

🗺️ Madrid’de 2 Gün – Hızlı Özet

🕒 Süre: 2 gün
🚶‍♂️ Yürüyüş: 20+ km
💸 Toplam (2 yetişkin + 2 çocuk): ~626 €
👤 Kişi başı: ~157 €

🎟️ Biletler: Kraliyet Sarayı (45 €) · Prado Müzesi (30 €) · Çatı Kafe (16 €)
🚗 Ulaşım: Otoparklar + Benzin (~72 €)
🍽️ Yeme-içme: ~61 €
🏨 Konaklama: ~180 €
🛍️ Alışveriş: ~72 €
💶 Diğer Harcamalar: ~150 €

🔥 Öne çıkanlar: Madrid Kraliyet Sarayı · Prado Müzesi · Gran Vía · Plaza Mayor · Puerta del Sol · Çatı Manzaraları · Retiro Parkı


* Fiyatlar Ocak 2025 tarihindeki harcamalarımıza göre hazırlanmıştır.

🗺️ Madrid’de İzlediğimiz Yürüyüş Rotası

Bu gezi boyunca takip ettiğimiz yürüyüş rotasını aşağıdaki haritada görebilirsiniz. Madrid’in kalbi sayılan tarihi merkez, görkemli Kraliyet Sarayı, kahve molası verdiğimiz Plaza Mayor, muhteşem şehir manzarası sunan Círculo de Bellas Artes, şehrin enerjisini sonuna kadar hissettiren Gran Vía ve Picasso’nun ikonik eseri Guernica’ya ev sahipliği yapan Reina Sofía Müzesi‘ni kapsayan bu rota; Madrid’in hem klasik hem de modern yüzünü ilk kez ziyaret edenler için oldukça ideal.


🚗 Madrid’e Varış ve İlk İzlenimler

Endülüs turumuzda Granada’dan sonraki durağımız Madrid’di. Buraya Granada’dan, gezi için kiraladığımız aracımızla geldik. Konaklama için ise şehir merkezinin biraz dışında, Leganés bölgesindeki Holiday Inn Express Madrid Leganés by IHG otelini tercih ettik.

📍 Otel Tercihimiz: Holiday Inn Express Madrid Leganés by IHG

Fiyat-performans açısından memnun kaldığımız bir otel oldu. Temiz, güvenilir ve özellikle kahvaltısı beklediğimizden çok daha iyiydi. Çevre yoluna yakın olması da çok işimize yaradı. Madrid’den sonra Toledo yönüne devam edeceğimiz için ertesi sabah şehir trafiğine girmek istemiyorduk.

Madrid’e ikindi saatlerine doğru vardık. Otele giriş yaptıktan sonra çok oyalanmadan bavulları bırakıp dışarı çıktık. Arabayla şehir merkezine geçip kapalı otoparklardan birine park ettik.

🚗 Madrid’de Otopark Sorun Olur mu?

Madrid merkezinde çok sayıda kapalı otopark bulunuyor. Bu yüzden araçla merkeze gelmek düşündüğümüz kadar zor olmadı. Merkezi bölgelerde park yeri aramakla uğraşmadık; fiyatlar da büyük bir Avrupa başkentine göre makuldü diyebilirim.

Otoparktan çıkar çıkmaz bizi Madrid’in ikonik yapılarından biri olan Puerta de Alcalá karşıladı. 18. yüzyılda Kral III. Carlos döneminde yaptırılan bu tarihi zafer takı, Madrid’in önemli sembollerinden biri kabul ediliyor. Geniş bulvarların ortasında yükselen görüntüsü şehre güçlü bir “başkent” havası katıyor.

Madrid Puerta de Alcalá anıtı ve çevre görünümü

🌳 Retiro Parkı

İlk durağımız, Puerta de Alcalá’nın hemen karşısındaki El Retiro Park. Madrid’in en ünlü parklarından biri olan Retiro, geçmişte İspanyol kraliyet ailesinin özel bahçesi olarak kullanılmış. Günümüzde ise şehrin en önemli yeşil alanlarından biri haline gelmiş durumda.

Madrid Retiro Park göleti ve çevre manzarası

Madrid gibi büyük ve hareketli bir şehrin ortasında bu kadar geniş bir park görmek güzel. Park içerisinde yürürken bir yandan koşu yapanları, spor yapanları, sanatçıları ve bisikletlileri görüyorsunuz; diğer yandan çimlerde veya banklarda oturup günün keyfini çıkaran insanlar dikkat çekiyor.

Retiro Parkı’nın en hareketli noktalarından biri ise gölet bölgesi. Burada insanlar küçük kayıklarla gölde dolaşıyor. Kayıklarla dolaşmak gibi bir niyetiniz varsa erken gelin, çünkü erken kapanıyor. Göletin hemen arkasında yükselen anıt ise Kral XII. Alfonso Anıtı. Yarım daire şeklindeki sütunlu yapısıyla parkın bir diğer dikkat çekici noktası.

Park oldukça büyük olsa da ana noktalarını yürüyerek gezmek için yaklaşık 1 saat yeterli oluyor. Park içerisinde kısa mola verebileceğiniz küçük büfeler ve atıştırmalık noktaları da bulunuyor.

Hava tamamen kararmadan parktan çıkıp Calle de Alcalá boyunca yürümeye başladık. Madrid’in en uzun ve önemli caddelerinden biri olan bu yol, tarihi binaları, mağazaları ve yoğun şehir temposuyla şehrin atmosferini hissetmek için güzel bir rota.


✨ Salamanca Bölgesi

Madrid’deki ilk akşamımızı Salamanca bölgesini keşfetmeye ayırdık. Şehir merkezinin doğusunda yer alan Salamanca; geniş caddeleri, şık apartmanları, lüks mağazaları ve restoranlarıyla Madrid’in daha modern ve varlıklı yüzünü görebileceğiniz bölgelerden biri. Akşam yemeğimizi de burada yiyip sonrasında biraz sokaklarında dolaşmak istedik.

🍕 NAP Goya

Akşam yemeği için yol üzerindeki NAP Goya isimli pizzacıya oturduk. Uzun yolun ardından iyi geldi; pizzaları da gayet başarılıydı. Özellikle Margaritasını öneririm.

Madrid Nap Goya’da servis edilen pizzalar

Yemekten sonra Salamanca sokaklarında biraz dolaştık. Akşam saatlerinde bölge oldukça sakin ve düzenliydi. Madrid’in tarihi merkezinden farklı bir havası var; gösterişli apartmanlar, mağazalar ve restoranlar bölgenin daha lüks karakterini hemen belli ediyor.

Madrid Salamanca Bölgesi’nde goril heykeli görünümü

Gecenin sonunda tekrar Puerta de Alcalá tarafına dönüp aracımızı aldık. Otele dönmeden önce bir de Santiago Bernabéu Stadyumu tarafına gittik. Aracımızı stadın yakınına park edip dışarıdan biraz görmek istedik. Metalik cephesiyle klasik futbol stadyumlarından farklı bir görüntüsü var. Modern ve fütüristik.

Ardından otelimize geri döndük. Gün boyu yolda olduğumuz için çok geç saatlere kadar dışarıda kalmadık. Asıl Madrid gezimizi ertesi güne bıraktık.


☀️ Madrid’de Yeni Bir Gün

Sabah otelde kahvaltımızı yaptık. Avrupa’daki şehir otellerinde genellikle standart kahvaltılara alışığız ama burası hem çeşit hem de kalite açısından beklediğimizden çok daha iyiydi. Hatta Avrupa’da kaldığımız oteller arasında bu kadar iyi kahvaltı veren başka bir otel hatırlamıyorum.

Kahvaltıdan sonra Madrid merkezine doğru yola çıktık. Günün ilk durağı Madrid Kraliyet Sarayı’ydı. Biletlerimizi önceden internetten almış ve özellikle açılış saatine yakın bir zamanı tercih etmiştik; çünkü gün ilerledikçe saray ciddi şekilde kalabalıklaşabiliyor. Aracımızı sarayın yakınındaki bir otoparka bıraktıktan sonra girişe doğru yürüdük. Vardığımızda açılışa yaklaşık 15 dakika vardı, biz de kısa bir süre kapıda bekledik.

Sarayın hemen karşısında Almudena Katedrali bulunuyor. Madrid’in ana katedrali olan Almudena, Avrupa’da görmeye alıştığımız tarihi katedrallere kıyasla oldukça yeni. Yapımına 19. yüzyılın sonlarında başlanmış ve katedral 1993 yılında ibadete açılmış. Kraliyet Sarayı’nın tam karşısındaki konumuyla ikisi birlikte oldukça etkileyici bir görüntü oluşturuyor.


👑 Madrid Kraliyet Sarayı

Kısa bekleyişin ardından Madrid Kraliyet Sarayı’na (Royal Palace of Madrid) giriş yaptık. Avrupa’nın en büyük kraliyet saraylarından biri kabul edilen yapı, İspanya Kraliyet Ailesi’nin resmi sarayı olarak geçiyor. Kraliyet ailesi günümüzde burada yaşamasa da saray devlet törenleri ve resmi etkinlikler için kullanılmaya devam ediyor.

İçeri girdiğimizde saray beklentimizin oldukça üzerinde çıktı. Gösterişli salonları, dev avizeleri, tavan freskleri ve odadan odaya değişen dekorasyonuyla Madrid’de bizi en çok etkileyen yerlerden biri oldu. İçeride yaklaşık 2–2,5 saat geçirdik ve sabah erken geldiğimiz için özellikle ilk bölümleri kalabalıklaşmadan gezebildik.

Madrid Kraliyet Sarayı Taht Odası detayları

→ Madrid Kraliyet Sarayı Gezi Rehberi — Sarayın tarihi, içindeki salonlar, Taht Odası, Ziyafet Salonu ve ziyaret için işinize yarayacak tüm detayları ayrı yazımızda bulabilirsiniz.

Saray gezimizi tamamladıktan sonra Madrid’in tarihi merkezine doğru yürümeye başladık.


☕ Madrid Tarihi Merkezi’nde Yürüyüş

Rotamız üzerinde ilk olarak Calle Mayor boyunca ilerledik. Madrid’in en eski ve en önemli caddelerinden biri olan bu yol, tarihi yapıların ve klasik şehir dokusunun hissedildiği güzel bir yürüyüş rotası oluşturuyor. Yol boyunca küçük kafeler, tarihi apartmanlar ve turistik dükkânlar karşınıza çıkıyor.

Bir süre sonra Mercado de San Miguel ile karşılaştık. Madrid’in popüler gastronomi noktalarından biri olan bu kapalı pazar alanı özellikle tapas, deniz ürünleri ve atıştırmalıklarıyla ünlü. İçerisi kalabalık ve turistik bir atmosfere sahip. Sunulan yiyeceklerin büyük kısmı kanepe tarzı küçük atıştırmalıklardan oluşuyor. Bir de mekan boyunca hakim olan yoğun jamón kokusu var. Alışkın olmayanlar için biraz ağır gelebilir; bize de öyle geldi. Bu nedenle pazarı hızlıca gezip fazla vakit geçirmeden çıktık.

Madrid Plaza Mayor meydanı genel görünümü

Buradan sonra Plaza Mayor tarafına geçtik. Dört tarafı simetrik binalarla çevrili bu tarihi meydan, Madrid’in en klasik görüntülerinden biri kabul ediliyor. Geçmişte pazar alanı, tören meydanı ve çeşitli etkinlikler için kullanılmış. Günümüzde ise kafeler, sokak sanatçıları ve turistlerle hareketli bir atmosfere sahip. Biz de burada kısa bir mola verip kahve içtik.

Madrid Calle de Bolsa temizlikçi heykeli

Meydandan ayrıldıktan sonra Calle de Bolsa ve ardından Huertas tarafına doğru yürümeye başladık. Bu bölgelerde Madrid’in daha otantik yüzü hissediliyor. Dar sokaklar boyunca eski restoranlar, küçük tapas barları, yöresel ürün satan dükkânlar ve klasik İspanyol atmosferi dikkat çekiyor.

Yürüyüşümüzün sonunda ise Prado Müzesi’nin önüne ulaştık.


🎨 Prado Müzesi

Madrid’in en önemli duraklarından biri olan Prado Müzesi (Museo del Prado), özellikle Avrupa klasik sanatına ilgi duyanlar için oldukça zengin bir koleksiyona sahip.

Prado için biletlerimizi önceden saatli olarak internetten almıştık ve bunun ne kadar doğru bir karar olduğunu müzeye vardığımızda anladık. Girişte yüzlerce metreyi bulan uzun bir kuyruk vardı. Bileti önceden almak ciddi zaman kazandırıyor.

Madrid Prado Müzesi önünde Vazquez heykeli

Müzenin koleksiyonu gerçekten çok büyük. İspanyol, İtalyan ve Flaman sanatının önemli örneklerinin sergilendiği salonlarda Diego Velázquez, El Greco ve Francisco Goya gibi sanatçıların eserleriyle karşılaşıyorsunuz.

Bizim en çok etkilendiğimiz bölüm Goya’nın eserleri oldu. Özellikle Black Paintings (Kara Resimler) serisindeki karanlık atmosfer ve yoğun duygu oldukça çarpıcıydı. Velázquez’in ünlü Las Meninas tablosu ise doğal olarak müzenin önünde en fazla kalabalık gördüğümüz eserlerden biriydi.

📸 Prado Müzesi’nde Fotoğraf Çekmek Yasak mı?

Evet. Müze içerisinde fotoğraf ve video çekmek yasak ve görevliler bu konuda oldukça dikkatli davranıyor. Bir süre sonra telefonla uğraşmayı bırakıp tamamen eserlere odaklanıyorsunuz ki bunun kötü bir şey olduğunu da düşünmüyorum.

Prado hızlıca gezilip çıkılacak bir müze değil. Sanata ilginiz varsa içeride rahatlıkla birkaç saat geçirebilirsiniz. Biz de planladığımızdan daha uzun kaldık. Yalnız şunu da söyleyeyim: Arka arkaya bu kadar fazla eser görmek bir noktadan sonra oldukça yorucu oluyor.

Müzenin genel havası da sanatsal. Yüksek tavanlı salonlar, klasik galeri düzeni var. Madrid’e gelip Prado’yu görmeden dönmeyin derim.


🌆 Círculo de Bellas Artes

Prado Müzesi’nden çıktıktan sonra ise Madrid’de en keyif aldığımız noktalardan birine doğru yürümeye başladık. Burası Madrid’in çok popüler turistik noktaları kadar bilinmiyor ama şehirde mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri olduğunu düşünüyorum.

Círculo de Bellas Artes’in girişi ilk başta biraz şaşırtıyor. Ana cadde üzerindeki ihtişamlı bir yapıdan ziyade daha dar bir sokaktan, eski bir otel girişini andıran bir bölümden içeri giriyorsunuz. Biletinizi de burada alıyorsunuz.

Sonrasında ise dar ve eski bir asansörle çatı katına çıkıyorsunuz. İlk anda “Acaba doğru yerde miyiz?” hissi oluşuyor çünkü asansör gerçekten çok eski görünüyor. Ama yukarı çıktığınız anda gördüğünüz manzara bütün o algınızı bir anda değiştiriyor.

Çatıya ulaştığınızda Madrid adeta ayaklarınızın altına seriliyor. 360 derece panoramik şehir manzarası gerçekten inanılmaz. Gran Via’dan uzaklardaki yapılara kadar Madrid’in büyük bölümünü yukarıdan görmek mümkün. Özellikle gün batımına yakın saatlerde atmosfer çok daha güzel hale geliyor.

Madrid Círculo de Bellas Artes’te churros ve çikolata

Burada küçük bir kafe bölümü de bulunuyor. Manzaraya karşı oturup bir şeyler yemek veya içmek gerçekten keyifli oluyor. Biz burada sıcak çikolata ve churros söyledik. Son derece lezzetliydi.

☕ Madrid’de Manzara İçin En Güzel Noktalardan Biri

Madrid’e gelirseniz Círculo de Bellas Artes’i kesinlikle listenize ekleyin derim. Hem şehir manzarası hem de atmosfer açısından Madrid’de en beğendiğimiz yerlerden biri oldu.


🏙️ Gran Vía

Círculo de Bellas Artes’ten indikten sonra bu kez rotamızı Madrid’in en ünlü caddesi olan Gran Vía tarafına çevirdik.

Gran Vía, Madrid’in en hareketli ve en bilinen noktalarından biri. İlk anda insana biraz New York veya Paris havası da veriyor. Geniş caddesi, yüksek binaları, yoğun insan kalabalığı ve sürekli canlı atmosferiyle şehrin enerjisini burada net şekilde hissediyorsunuz. Madrid’in o büyük şehir hissini en yoğun yaşadığımız yer burası oldu.

Madrid Gran Via girişindeki köşe bina görünümü

Cadde boyunca sağlı sollu mağazalar, restoranlar, tiyatrolar ve tarihi yapılar sıralanıyor. Mimari detayları etkileyici. Bazı binaların köşelerinde yükselen kubbeler, heykel detayları ve klasik Avrupa mimarisi Gran Vía’ya çok karakteristik bir görüntü katıyor.

Madrid Gran Via genel şehir manzarası

Lüks mağazaların yanında daha ulaşılabilir markalar da bulunduğu için alışveriş açısından da hareketli bir bölge. Gran Vía’nın en güzel tarafı alışverişten çok yürüyüş atmosferi.

Gran Vía boyunca yürümeye devam ettiğinizde caddenin sonunda Madrid’in dikkat çekici yapılarından bir diğeri olan Hotel Riu Plaza España karşınıza çıkıyor. Plaza de España’nın hemen yanında yükselen bu büyük yapı, modern terası ve şehir manzarasıyla son yıllarda Madrid’in önemli noktalarından biri haline gelmiş.

Madrid Gran Via Rio Hotel bina görünümü

Binanın kendisi aslında tarihi bir gökdelen olan Edificio España içerisinde yer alıyor. Uzun yıllar boyunca Madrid silüetinin en önemli parçalarından biri olmuş. Akşam saatlerinde ışıklandırılmış hali de büyüleyici görünüyor.

Bu yapının hemen karşısında ise Madrid’in büyük ve hareketli yeşil alanlarından biri olan Plaza de España bulunuyor. Geniş yürüyüş yolları, oturma alanları, palmiyeler ve dinlenme noktalarıyla popüler.

Madrid Plaza España’da Donkişot heykeli

Parkın en dikkat çekici noktası ise Miguel de Cervantes anıtı ve önündeki ünlü Don Quixote (Kişot) ile Sancho Panza heykelleri. İspanyol edebiyatının en önemli eserlerinden biri kabul edilen Don Kişot’un yaratıcısı Cervantes için yapılan bu büyük anıt, Madrid’in tanınan sembollerinden biri haline gelmiş. Don Kişot ve Sancho Panza’nın atlarıyla birlikte tasvir edildiği bölüm turistlerin sıklıkla fotoğraf çekildiği noktalardan biri. Edebiyatla çok ilgilenmeseniz bile heykelin atmosferi ve bulunduğu alan güzel duruyor.

Böylece fark etmeden Madrid merkezinde tam bir daire çizmiş olduk ve tekrar Kraliyet Sarayı tarafına geri döndük. Aracımızın bulunduğu otopark da zaten bu taraftaydı. Arabamızı aldıktan sonra günün bir sonraki durağı olan Reina Sofía Müzesi tarafına doğru yola çıktık.


🚉 Atocha ve Madrid’in Daha Lokal Yüzü

Müzeye yakın bir otoparka aracımızı bıraktık. Biz bu bölgeye biraz erken geldiğimiz için giriş saatine kadar çevrede biraz dolaşma fırsatımız oldu.

Reina Sofía Müzesi çevresi, Madrid’in daha önce gezdiğimiz bölgelerinden biraz farklı bir atmosfere sahipti. Yakınındaki Atocha Railway Station nedeniyle hareketli bir bölge. Şehrin daha kozmopolit ve göçmen nüfusunun yoğun olduğu taraflarından biri diyebilirim.

Madrid istasyon çevresinde sokak manzarası

Sokaklarda farklı ülke mutfaklarına ait küçük ve uygun fiyatlı restoranlar görmek mümkün. Birkaç sokak içerisinde Afrika, Orta Doğu, Latin Amerika ve Asya mutfaklarından yerler yan yana sıralanıyor. Bölgenin havası Salamanca veya Gran Vía tarafına göre daha lokal ve günlük yaşam odaklı hissettiriyor.

Buradaki binaların büyük kısmı ise klasik Madrid mimarisindeki gibi krem tonlu ve kiremit örülü cephelere sahip. Yol boyunca küçük berberler, terziler, butik mağazalar ve mahalle esnafı dikkat çekiyordu. Madrid’in turistik yüzünden biraz uzaklaşıp günlük şehir yaşamını görmek açısından hoş bir deneyimdi.


🎨 Reina Sofía Müzesi

Reina Sofía Müzesi (Nacional Centro de Arte Reina Sofía) ile ilgili güzel detaylardan biri ücretsiz giriş uygulamasıydı. Bizim gittiğimiz dönemde müzeye akşam 19:00’dan sonra ücretsiz giriş yapılabiliyordu. Ancak yine de internet üzerinden ücretsiz rezervasyon bileti almak gerekiyordu. Gitmeden önce güncel saatleri kontrol etmekte fayda var çünkü uygulama dönemsel olarak değişebiliyor.

Madrid Reina Sofia Müzesi giriş görünümü

Ücretsiz giriş olunca ciddi bir kalabalık da oluşuyor. Özellikle 18:30’dan itibaren girişte çok uzun sıralar oluşmaya başlıyor. Bu yüzden biraz erken gitmek avantaj sağlayabilir.

Sıramız geldikten sonra Reina Sofía Müzesi içerisine giriş yaptık. Daha giriş kısmından itibaren müzenin havası Prado’dan tamamen farklı hissettiriyor. Modern mimari detaylar, geniş iç avlular, metal ve cam ağırlıklı bölümler şık duruyor. Dış cephedeki cam asansörler ve yüksek merdivenli geçiş alanları müzeye farklı bir karakter katmış.

Bizim hoşumuza giden gezi yöntemi en üst kata asansörle çıkıp ardından kat kat aşağı inerek gezmek oldu. Bu şekilde rota çok daha rahat ilerliyor.

Müze içerisinde Pablo Picasso, Salvador Dalí ve Joan Miró gibi İspanyol sanatının en önemli isimlerinin eserleri bulunuyor. Prado Müzesi ne kadar klasik bir atmosfere sahipse, Reina Sofía da o kadar modern hissettiriyor. Bizim daha çok hoşumuza giden müze burası oldu. Modern sanat eserleri daha dinamik bir gezi deneyimi sunuyor. Çocuklar da burada Prado’ya göre daha fazla keyif aldı.

Bir diğer güzel tarafı ise Prado kadar yorucu olmaması. Müze büyük olsa da gezi temposu daha rahat ilerliyor. Modern sanat ilgisini çekenler için Madrid’de kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri. Şimdi size müze içerisinden dikkatimi çeken bir kaç eseri tanıtayım.

Guernica

Madrid Reina Sofia Müzesi’nde Guernica tablosu

Müzenin en ünlü eseri ise Guernica. Picasso’nun İspanya İç Savaşı sırasında Guernica kentinin bombalanmasından ilham alarak yaptığı bu devasa tablo, müzenin en yoğun ilgi gören bölümü. Aynı zamanda Picasso’nun en büyük tablolarından biri olmasıyla da dikkat çekiyor. Eserin boyutu, karanlık atmosferi ve içerisindeki kaotik detaylar çok etkileyici.

The Weeping Woman

Madrid Reina Sofia’da Mendilli Ağlayan Kadın tablosu

Bir diğer dikkat çeken eser ise The Weeping Woman. Türkçeye genelde “Mendilli Ağlayan Kadın” olarak çevrilen bu eser, Picasso’nun duygusal çalışmalarından biriymiş. Parçalanmış yüz detayları ve yoğun renk kullanımı tabloya oldukça güçlü bir ifade katmış.

Woman at the Window

Madrid Reina Sofia’da Penceredeki Kadın tablosu

Müzede hoşumuza giden eserlerden biri de Woman at the Window oldu. Dalí’nin henüz sürrealist dönemine tam geçmeden önce yaptığı bu tablo, müzedeki diğer modern eserler arasında farklı bir bakış sunuyor. Tabloda Dalí’nin kız kardeşi Ana Maria, Cadaqués körfezine bakan açık bir pencerenin önünde görülüyor. Işığın odaya giriş biçimi, denizin sakinliği ve figürün gerçekçiliği etkileyiciydi. Eser o kadar gerçekçi duruyor ki bir tabloya değil de pencere kenarında çekilmiş eski bir fotoğrafa bakıyormuş hissi veriyor.

Un Mundo

Madrid Reina Sofia’da Un Mundo tablosu

Bir başka dikkat çeken çalışma ise Un Mundo. Dev boyutlardaki tablo, İspanyol ressam Ángeles Santos tarafından henüz 17 yaşındayken yapılmış ve dönemin sanat çevrelerinde büyük ses getirmiş. Tablonun ilginç tarafı ise klasik yuvarlak dünya fikri yerine kübik ve fantastik bir dünya tasviri sunması. Gökyüzünde dolaşan figürler, yıldızları aydınlatan kadınlar, farklı katmanlarda yaşayan insanlar ve sürreal detaylar tabloyu her baktığınızda farklı bir şey fark edeceğiniz hale getiriyor.

Gelinciklerin Dansı

Madrid Reina Sofia Müzesi’nde Gelinciklerin Dansı tablosu

Gelinciklerin Dansı, Joan Miró’nun eseriymiş. Bu tablo daha çok çocukları eğlendirdi. Modern ve soyut sanat diye 3 nokta 2 çizgi çizmiş diye epey gülüştüler.

Müzeden çıktığımızda saat de artık ilerlemişti. Otoparktan aracımızı aldıktan sonra otele dönmeden önce kısa bir Madrid turu daha yaptık. Rotamız tekrar Gran Vía oldu.

Bu sefer yürüyerek değil, akşam ışıkları altında arabayla yavaş yavaş caddeden geçtik. Gran Vía gece bambaşka bir atmosfere bürünüyor. Işıklandırılmış tarihi binalar, kalabalık sokaklar ve hiç düşmeyen şehir enerjisi Madrid’in ne kadar yaşayan bir şehir olduğunu tekrar hissettiriyor.

Madrid Gran Via akşam saatlerinde şehir manzarası

Kısa gece turunun ardından, ertesi sabah bizi bekleyen Toledo yolculuğu öncesinde biraz enerji depolamak için otelimize geri döndük.


🏁 Kapanış

Madrid, beklentilerimizi fazlasıyla karşılayan bir şehir oldu. İki gün boyunca Kraliyet Sarayı’ndan Prado ve Reina Sofía müzelerine, Gran Vía’dan şehrin farklı mahallelerine kadar oldukça yoğun bir rota izledik. En çok aklımızda kalan yerlerden biri ise Círculo de Bellas Artes oldu. Çok büyük beklentilerle gitmemiştik ama gün batımına doğru Madrid’i yukarıdan izlemek gezinin keyifli anlarından biriydi.

Madrid’i araçla gezmek de düşündüğümüzden çok daha rahat geçti. Merkezde otopark konusunda ciddi bir sorun yaşamadık; şehrin dış mahallesinde konaklamak ise hem Madrid’e giriş çıkışta hem de yolculuğun devamında işimizi kolaylaştırdı.

İki gün Madrid’in her yerini görmek için elbette yeterli değil. Biz görmek istediğimiz yerlerin büyük bölümüne ulaştık ama şehirden ayrılırken burada yeniden birkaç gün geçirebileceğimizi düşünüyorduk. Ertesi sabah ise arabaya binip yolculuğun bir sonraki durağı Toledo’ya doğru yola çıktık.

Keşfetmeye Devam Et

→ Toledo Gezi Rehberi — Madrid’den sonraki durağımız Toledo’da gezdiğimiz yerleri, rotamızı ve şehirde yaşadığımız deneyimleri keşfedin.

→ Endülüs Gezi Rotası ve Seyahat Planı — Madrid’in de yer aldığı İspanya yolculuğumuzun güzergâhını, duraklarını ve deneyimlerimizi adım adım keşfedin.