Ayvalık, uzun zamandır Ege’nin en sevilen tatil duraklarından biri. Eski Rum evleriyle Cunda’nın dar sokakları, Ayvalık’ın hareketli merkezi, tepeden adalara bakan Şeytan Sofrası ve kilometrelerce uzanan Sarımsaklı Plajı, birbirinden oldukça farklı yerleri aynı gün içinde görme imkânı sunuyor.

Biz Ayvalık’a, Bursa’dan başlayıp Bergama’ya kadar uzanan 7 günlük yolculuğumuzun altıncı gününde geldik. Geceyi Burhaniye’de geçirdikten sonra sabah erkenden yola çıktık ve güne Cunda Adası ile başladık. Cunda’nın sokaklarını gezdikten sonra Ayvalık merkeze geçtik; günün devamında Şeytan Sofrası’na çıktık ve son durağımızı Sarımsaklı Plajı yaptık.

Ayvalık için yalnızca bir günümüz vardı ama mesafelerin kısa olması sayesinde acele etmeden oldukça fazla yer görebildik. Bazı durakları beklediğimizden daha çok sevdik, bazılarıysa açıkçası anlatıldığı kadar etkilemedi. Bu yazıda da Ayvalık’ta geçirdiğimiz bir günü, izlediğimiz rotayı ve yol boyunca edindiğimiz deneyimleri olduğu gibi paylaşacağız.


🏘️ Cunda Adası

Ayvalık’taki günümüze sabah erken saatlerde Cunda Adası ile başladık. Erken gelmenin avantajı olarak sokaklar henüz sakindi, restoranlar yeni yeni güne hazırlanıyordu. Arabayı Cunda’nın girişindeki otoparka bırakıp adayı yürüyerek keşfetmeye başladık.

Alibey Adası olarak da bilinen Cunda, Ayvalık Adaları arasında yerleşime açık olan tek adaymış. Geçmişten kalan Rum evleri, taş yapıları ve dar sokaklarıyla bugün Ayvalık’ın en çok ziyaret edilen yerlerinden biri. Ada denilince gözünüzde büyük bir yer canlanmasın; gezilecek bölüm oldukça kompakt ve merkezi rahatlıkla yürüyerek hızlıca keşfedebilirsiniz.

Ayvalık Cunda Adası sahili ve deniz manzarası

Biz de önce taş yapıların arasından uzanan sokaklara daldık. Eski evler, taş duvarlar, pencerelerden sarkan pembe çiçekler ve arnavut kaldırımlı dar yollar Cunda’nın en güzel tarafı. Bazı duvarlar ve küçük köşeler fotoğraf çekmek isteyenler düşünülerek özel olarak düzenlenmiş. Zaten sokaklarda biraz dolaşınca insanların neden burada bol bol fotoğraf çektiğini anlamak zor değil.

Cunda Adası’nda geleneksel taş ev

Sokaklardan sahile inip kıyı boyunca da biraz yürüdük. Cunda’da restoran ve meyhanelerin önemli bir yer tuttuğu hemen fark ediliyor. Sıra sıra devam ediyorlar. Biz sabah saatlerinde olduğumuz için adanın daha sakin tarafına denk geldik.

Sokakları ve sahili gezdikten sonra Cunda’da görmek istediğimiz bir yer daha vardı: Rahmi M. Koç Müzesi.

🏛️ Cunda Rahmi M. Koç Müzesi

Cunda sokaklarını gezdikten sonra adadaki bir sonraki durağımız Rahmi M. Koç Müzesi oldu. Daha önce İstanbul’daki Rahmi M. Koç Müzesi’ni gezip oldukça beğendiğimiz için Cunda’daki müzeyi de merak ediyorduk.

Cunda Rahmi M. Koç Müzesi tarihi binası

Müze, Cunda’nın tarihi yapılarından Taksiyarhis Kilisesi’nin restore edilmesiyle oluşturulmuş. 19. yüzyıldan kalan yapı, uzun yıllar farklı amaçlarla kullanıldıktan sonra restore edilerek 2014 yılında müze olarak ziyarete açılmış. Kilisenin taş mimarisi ve yüksek tavanlı iç mekânı da sergilenen koleksiyon kadar dikkat çekici.

İstanbul’daki Rahmi M. Koç Müzesi ile kıyaslandığında burası çok daha küçük. Koleksiyonda eski otomobil parçaları, motor ve makine modellerine, denizcilikle ilgili objelerden geçmiş dönemlere ait çeşitli teknik araçlara hatta oyuncaklara kadar farklı parçalar bulunuyor. Eski makineler ve mekanik araçlarla ilgileniyorsanız keyifle gezebilirsiniz.

Cunda Rahmi M. Koç Müzesi iç mekan ve sergi alanı

Müze çok büyük olmadığı için yaklaşık 35–40 dakika ayırmanız yeterli. Çıkışında küçük bir kafe de bulunuyor; isterseniz gezinizi burada kısa bir kahve molasıyla tamamlayabilirsiniz. Biz de müzeyi gezdikten sonra Cunda’daki turumuzu tamamlayıp köprü üzerinden Ayvalık merkeze doğru yola çıktık.


🏘️ Ayvalık Merkez

Cunda’dan ayrıldıktan sonra köprü üzerinden Ayvalık merkeze geçtik. Buraya araçla geliyorsanız ilk mesele gezilecek yerlerden önce arabayı nereye bırakacağınız oluyor. Özellikle yaz aylarında merkezde otopark ciddi bir problem; ana cadde üzerinde yer bulmak neredeyse imkânsız, ara sokaklarda boşluk yakalamak için de birkaç tur atmanız gerekebilir.

Burada küçük bir ipucu verelim: Yaz döneminde merkezdeki bazı okulların bahçeleri otopark olarak kullanılıyor. Bizim gezdiğimiz bölgede Barbaros Caddesi’nin arka taraflarında bu şekilde kullanılan okul bahçeleri vardı. Aracı merkezin biraz gerisinde bırakıp yürüyerek devam etmek, kalabalığın içinde park yeri aramaktan çok daha mantıklı.

Ayvalık’ın bugünkü karakterini anlamak için geçmişine de kısaca bakmak gerekiyor. Uzun yıllar Rum ve Türk nüfusun birlikte yaşadığı kent, özellikle 19. yüzyılda zeytinyağı üretimi ve ticaret sayesinde önemli bir ekonomik merkez haline gelmiş. Bugün merkezde dolaşırken karşınıza çıkan taş evler, eski kiliseler ve dar sokaklar da bu çok kültürlü geçmişin izlerini taşıyor.

Merkezi gezmek için bizce en güzel başlangıç noktası Barbaros Caddesi. Sağlı sollu hediyelik eşya dükkânları, küçük işletmeler, pastaneler ve tarihi yapılarla çevrili cadde boyunca dümdüz ilerleyebilirsiniz. Ama sadece ana yolu takip etmeyin; yürürken sağa sola açılan ara sokaklara da girin. Ayvalık’ın güzel taş evlerini ve daha sakin köşelerini asıl buralarda görüyorsunuz.

Ayvalık tarihi merkezinde taş evlerin sıralandığı sokak

Cadde üzerindeki Macaron Muhallebicisi mola vermek için güzel seçeneklerden biri. Hemen karşısındaki tarihi fırına da uğramanızı öneririz. Yol üzerinde uğrayabileceğiniz yapılardan biri de Hayrettin Paşa Camii. Yapı aslında 19. yüzyılda kilise olarak inşa edilmiş ve daha sonra camiye dönüştürülmüş. Bu nedenle dışarıdan baktığınızda klasik bir camiden oldukça farklı görünüyor. Ayvalık’ın geçmişindeki farklı kültürlerin mimariye nasıl yansıdığını görmek için kısa da olsa içine girmenizi tavsiye ederiz.

Barbaros Caddesi boyunca yürümeye devam ettiğinizde sonunda liman bölgesine ulaşıyorsunuz. Yaz sezonunda sahil ve ana cadde o kadar kalabalık olabiliyor ki yürümek bile zaman zaman zorlaşıyor. Liman boyunca sıralanan balık restoranları da kıyının büyük bölümünü kaplıyor; bazı noktalarda denizi görmek için restoranların arasından bakmanız gerekiyor.

Ayvalık merkez bizim beklentimizi çok fazla karşılamadı. Hakkında söylenenleri ve yaz aylarındaki yoğun ilgiyi düşününce biraz fazla abartıldığını düşünüyoruz. Bizim için merkezin en güzel tarafı Barbaros Caddesi, buraya açılan eski sokaklar ve tarihi yapıların oluşturduğu doku oldu. Liman ve ana cadde tarafındaki yoğunluk ise tam tersine gezme keyfimizi biraz azalttı.

Ayvalık’ta servis edilen geleneksel Ayvalık tostu

Dönüşte ana cadde üzerinde çok sayıda tostçuyla karşılaşacaksınız. Ayvalık’a kadar gelmişken meşhur Ayvalık tostunu denemeden ayrılmak olmaz. Belirli bir işletme önermek yerine, gittiğiniz dönemde kalabalığına ve görüntüsüne bakıp gözünüze kestirdiğiniz bir tostçuda mola verebilirsiniz.

Tostumuzu da yedikten sonra Ayvalık merkezdeki gezimizi tamamladık. Sıradaki durağımız, şehri ve çevresindeki adaları yukarıdan görebileceğimiz Şeytan Sofrası.


🌅 Şeytan Sofrası

Ayvalık merkezdeki gezimizi tamamladıktan sonra arabaya binip yaklaşık 15 dakikalık yolculukla Şeytan Sofrası’na çıktık. Ayvalık’ın güneyindeki yüksek bir tepenin üzerinde bulunan burası, bölgenin en bilinen manzara noktalarından biri.

Şeytan Sofrası’nı ünlü yapan şey, tepeden görünen geniş Ayvalık manzarası. Özellikle uç noktaya doğru ilerlediğinizde Ayvalık Adaları’nı ve Ege Denizi’ni yukarıdan görebiliyorsunuz. Tepede manzaraya karşı oturabileceğiniz bir kafe de bulunuyor. Gün batımı saatleri buranın en popüler zamanı olsa da, doğal olarak kalabalığın da en yoğun olduğu saatler.

Ayvalık Şeytan Sofrası’ndaki Şeytan’ın Ayak İzi olarak bilinen kaya oluşumu

Buranın ismi ise tepede bulunan ve şekli ayak izine benzetilen bir oyuktan geliyor. Efsaneye göre bunun şeytanın ayak izi olduğuna inanılıyor. Etrafı demir parmaklıklarla çevrilmiş bu noktaya ziyaretçiler dilek tutup bozuk para atıyor. Ne kadar inanırsınız size kalmış ama Şeytan Sofrası’nın en çok ilgi gören köşelerinden biri olduğu kesin.

Bizim ziyaretimizde tepedeki rüzgâr inanılmaz kuvvetliydi. Burası her zaman bu kadar rüzgârlı mı, yoksa tamamen bizim şansımıza mı öyle denk geldi bilmiyoruz ama manzaranın keyfini uzun uzun çıkarabileceğimiz bir hava yoktu.

Şeytan Sofrası’ndan Ayvalık Adaları ve Ege Denizi manzarası

Ayvalık bölgesindeyseniz Şeytan Sofrası’na uğrayabilirsiniz. Açık bir havada adaları yukarıdan görmek güzel; ancak çok uzun zaman ayırmanız gereken bir yer değil. Manzarayı izleyip kısa bir tur attıktan sonra yolunuza devam edebilirsiniz.

Biz de fazla oyalanmadan tepeden aşağı indik ve günün son durağı olan Sarımsaklı Plajı’na doğru yola çıktık.


🏖️ Sarımsaklı Plajı

Şeytan Sofrası’ndan ayrıldıktan sonra yaklaşık 15 dakikalık bir yolculukla günün son durağı olan Sarımsaklı Plajı’na ulaştık.

Sarımsaklı’nın ilk dikkat çeken tarafı sahilin büyüklüğü. Kilometrelerce uzanan, oldukça geniş ve tamamen kumluk bir plajı var. Sahil boyunca ücretli beach işletmeleri bulunsa da plajın büyük bölümü halka açık şekilde kullanılabiliyor. Ancak yaz sezonunda bu genişliğe rağmen oldukça kalabalık.

Denize girdiğimizde bizi en çok şaşırtan suyun sıcaklığı oldu. Bize oldukça soğuk geldi. Belki Akdeniz ve Ege’nin daha sıcak koylarına alışkın olduğumuz içindir ama uzun süre denizde kalmak pek içimizden gelmedi. Deniz de genel olarak daha önce gezdiğimiz koylarla karşılaştırdığımızda beklentimizi çok karşılamadı.

Arabayla geliyorsanız bir konuda özellikle dikkatli olun: Sahile yakın olmak uğruna aracınızı kumluk alanlara sokmayın. Biz oradayken kuma saplanmış araçlar gördük. Hatta onları çıkarmak için traktörler hazır bekliyordu. Anladığımız kadarıyla olay artık küçük bir sektöre dönüşmüş. 🙂

Akdeniz ve Ege koylarına alışkın biri için Sarımsaklı Plajı bizim açımızdan çok etkileyici değildi. Biraz vakit geçirip denize girdikten sonra fazla oyalanmadan ayrıldık.

Hatta sonradan fark ettik ki Sarımsaklı’da tek bir fotoğraf bile çekmemişiz. Sanırım bizim Sarımsaklı deneyimimizin en kısa özeti de bu.


🚗 Ayvalık’tan Ayrılırken

Ayvalık’ta geçirdiğimiz bir günün sonunda Cunda’dan Sarımsaklı’ya kadar bölgenin en bilinen duraklarının büyük bölümünü görmüş olduk. Mesafelerin birbirine yakın olması sayesinde bu rotayı tek güne sığdırmak oldukça kolay; sabah erken başlayınca acele etmeden gezmek için de yeterli zaman kalıyor.

Günün sonunda bizim en sevdiğimiz yer Cunda oldu. Sabahın sakinliğinde taş evlerin arasındaki sokaklarda dolaşmak ve sahilde yürümek Ayvalık’taki en keyifli anlarımızdandı. Ayvalık merkezde ise özellikle Barbaros Caddesi ve çevresindeki tarihi sokakları sevdik. Şeytan Sofrası güzel bir manzara molası olurken Sarımsaklı Plajı bizim için beklentinin biraz altında kaldı.

Ayvalık genel olarak güzel bir günlük rota sunuyor ancak açıkçası gitmeden önce hakkında duyduklarımız nedeniyle beklentimiz biraz daha yüksekti. Yine de Cunda’nın sokakları, Ayvalık’ın eski taş yapıları ve bölgenin kendine özgü atmosferiyle yol üzerinde görülmeye değer bir durak olduğunu düşünüyoruz.

Biz Sarımsaklı’dan ayrıldıktan sonra arabaya atlayıp yaklaşık bir saat uzaklıktaki Bergama’ya doğru yola çıktık. Böylece Bursa’dan başlayıp Güney Marmara ve Kuzey Ege boyunca devam eden yolculuğumuzun altıncı gününü de tamamlamış olduk.

🧭 Keşfetmeye Devam Et

→ Bursa’dan Bergama’ya Bir Yazın Yedi Günü — Ayvalık’ın da yer aldığı 7 günlük yolculuğumuzun tamamını; Bursa, Bandırma, Çanakkale, Altınoluk ve Bergama duraklarıyla birlikte gün gün keşfedin.